ARAPÇA BİLENLER KUR’AN’I DAHA İYİ ANLAR ARGÜMANINA CEVAP

Bazı ateist kimseler “Arap’ın kendi dili, Kur’an’ı sen mi daha iyi anlayacaksın?” gibi eleştiriler yapmaktadırlar. Hatta Arapların belirli bir şekilde anladığı ayeti biz farklı şekilde anlayıp diğer ayetlerle kanıtını ve dil bilimsel olarak kanıtını getirdiğimiz zamanlarda da “Araplardan iyi mi bileceksin?” gibi iddialar meydana gelmektedir. Fakat bu eleştiri hiçbir mantığa dayanmayan, hiçbir anlamı olmayan ve sadece Türkiye’deki “yeni ateist” kesmi kandırabilecek potansiyele sahip bir eleştiridir. Türkiye’deki en popüler ateist sayfalardan birisi olan Karikateist’in bir iddiası da budur hatta.(Ateist bir kişinin felsefi nedenlerle ateist olması gayet mantıklıdır. Fakat Karikateist gibi, ateizm hakkında hiçbir şey yapmayıp sadece dinleri eleştiren ve hatta kendiyle çelişen ve akılsızca argüman sunan sayfaları pek önermiyorum. Yaptıkları tek şey “olmayan Tanrı” ile dalga geçmek, Kur’an’da geçmeyen şeyleri savunup Arap kültürünü eleştirmektir. Bu sayfaların verdiği nedenlerden dolayı ateist olan birisi de bence aklını sorgulamalıdır.  Ateizm için hiçbir şey ifade etmeyen ve Kur’an’a saldıran ve hatta Kur’an ile de çelişen argümanlarla ateist olmaktansa, Michael Ruse gibi felsefi argümanlarla ateist olun. Bu durumda bizlerin de hiçbir lafı olmayacaktır. Çünkü böyle insanlarla felsefi olarak Tanrı’yı fikri tartışılabilir ve bu tartışmalarda bizlerin fikri doğruysa -ki ben öyle düşünüyorum- teizm güçlenecektir. Karikateist kafasında olan kesimler gibi nedensizce ve sadece dinlere saldırmak için ateist olmak yobaz bir dinciden farksızdır. Sorgulamak, konulara subjektif bakmakla olmaz. Bir konudaki farklı görüşleri mantıksal temele dayandırarak tartışmakla ve irdelemekle olur.)

 

Neden bu iddianın mantıksız ve saçma olduğunu bu yazımızda inceleyeceğiz. Benim önerim genel olarak şudur; İslamiyet’i İslamla ilgisi olmayan ve hiçbir temeli olmayan iddialarla eleştirmemelisiniz. Eğer eleştiriyorsanız Tanrı’nın ontolojik olarak varlığı hakkında argümanlar ile eleştirin. Çünkü özellikle bugünkü yobaz dinci ve yobaz ateist kesim İslamiyet’e, İslamiyet’te hiç olmayan şeyleri sokmanın peşindedir. Bunun yanında da bu iki yobaz kesim de kendileriyle çelişen ve felsefeyle çelişen argümanlar sunarak kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bu durum bunu algılayabilenler için oldukça trajikomiktir. Yobaz dinci kesim “Kur’an’da Ay’a çıkma tarihi var.” derken, yobaz ateist kesimler de(Ki bu da ne yazık ki Türkiye’deki ateistlerin çoğunluğu) yalnızca birkaç ayet alarak ve ilgili konuyla alakalı diğer ayetleri almayarak “Kur’an terör kitabıdır, içinde hep kötü söylemler var” gibi iddialarda bulunmaktadır. İşin aslı, Kur’an’da savaş konusu hakkında ayetleri incelediğimiz yazımızı buradan okuyabilirsiniz(Okumanızı kesinlikle öneririm). Ve dikkat çekmek istediğim diğer bir nokta; böyle iddialarda bulunan yobaz ateistler ahlağın temelini vermeden Kur’an’a nasıl “kötü” diyebilirler? Ateist bir düşüncede iyi/kötü olabilir mi? İyilik ve kötülük nereden gelir? Ateizm bunların hiçbirine cevap veremez. Bu durumda bir ateist kimsenin bir şeye iyi/kötü demesi de yalnızca o kişinin kişisel inancıdır. Yeni ateizme bu konular hakkında eleştiri yazısı yazmıştık. Bu bahsettiğimiz konuların daha detaylı bir eleştirisini görmek istiyorsanız buradaki yazımızı okuyabilirsiniz. Çok uzatmadan konumuza geçelim…

 

1- Bu iddia, anlamın yalnızca dil bilerek anlaşılacağı üzerine kuruludur

Aşağıda(2. maddede) bir metnin anlaşılması için dil bilmek yeterli midir sorusunu sorgulayacağız. Fakat şimdi bu iddiayı kendi öncülü ile çökertelim. Arap asıllı olmayan birisi Arapça hakkında daha uzman olabilir. Hatta tarihteki çoğu Arapça uzmanı Arap asıllı değildir. Bunlardan birisi de Zemahşeri’dir.[1] Zemahşerinin Arapçayla ilgili Kuran’daki yaptığı bazı tespitleri bugüne kadar hiçbir Arap yapmayı başaramamıştır. Hatta birçok Arap bile Zemahşeri’nin Kur’an tefsirinden istifade etmektedir. İddia bu bir örnek ile bile çelişmektedir, dolayısıyla bir cümleyi anlamak için tek bilmemiz gereken dil olsa bile bu iddia geçersizdir.

 

Üstte verdiğimiz örnek bile başlı başına bu iddiayı yıkmaktadır. Ayrıca önemli bir nokta vardır ki; Kur’an klasik Arapça’dır. Yani şu anda Arap vatandaşların konuştuğu Arapça ile aynı değildir(Modern Arapça)! Klasik Türkçe ile bugünkü Türkçe arasında bile birçok fark varken, Arapça gibi bir dili düşünün. Klasik Arapça ile modern Arapça arasında oldukça fark vardır. Dolayısıyla, mealciler az çok klasik Arapça bildiği için, Kur’an meali okuyan bir Türk, Kur’an’ı modern Arapça konuşan bir Arap’tan daha iyi anlayabilir.

 

2- Peki bir metni anlamak için yalnızca dil bilmek yeterli midir?

Açılımı İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı olan OECD kurumu, birçok ülkede farklı farklı alanlarda araştırma yapıyor ve istatistiklerini çıkarıyor .[2] OECD kurumu, birçok ülkedeki 15 yaşındaki çocukları teste sokuyor; PISA testi. Arap çocuklarından çok daha zeki olan Türk çocuklarımız(!) ise bu testte, kendi dilinde olan bir yazıyı anlama bölümünde 42. olmuştur.[3] Gördüğünüz gibi, bu istatistikler dahi malum iddiayı yıkmaktadır.

 

Eğer Avrupa’ya bakarsanız, çoğu üniversite ilk yıllarda “bilimsel makale anlama” kursu vermektedir.[4][5] Bu kursta özel dil eğitimi bile dahil edilmiyor. Dilin zaten bilindiği varsayılıyor veya üniversite başlangıcında dil sınavı yapılıyor. Dil dışında ise birçok anlama metodu öğretiliyor. Örneğin makalenin neresinde hangi bilgiyi öğrenebilirim, makalenin neresinden başlamalıyım, bir makaleden nasıl sonuç çıkartabilirim vb. konular. Hatta bazı üniversitelerde bu kurslara mantık dersleri de zorunlu tutuluyor. Her alanda elbette farklı anlama metodları vardır. Din’in de elbette kendine göre anlama metodu vardır. Dil ise bu metodlardan sadece biridir. Dile hakim olmakla otomatik olarak Kuran’ı doğru anlamış olmuyorsunuz, çünkü Kuran’ı anlamak için diğer metodlara da başvurmak gerekiyor. Eğer dil yeterli olsaydı, Einstein’ın ana dili olan Almanca’da yazdığı bir makaleyi, sıradan bir Alman vatandaş İngiliz bir fizikçiden daha iyi anlamalıydı. Bu iddianın saçmalık olduğunu gören bazı arkadaşlarımız aynı mantığı Kur’an için kullanmıyor, ve ne yazık ki yobazlık yapıyorlar. Tabii bu kişilerin kendini “sorguluyor” diye tanıtması da cabası…

 

3- Farklı farklı mealler var, peki hangisine bakacağız?

Tabii ki hocaların kanıtlarına bakmalısınız. Eğer yaptığı ayet çevirisine din dışı bir kitaptan(Hadis kitabı olabilir, herhangi bir inceleme kitabı olabilir) kaynak veriyorsa bu önemsenmemelidir! Bugün çoğu cübbeli, sarıklı hoca ne yazık ki geleneksel din üzerinden gitmekte ve hadis kitapları ile mealine kanıt sunmaktadır. Geleneksel din algısına göre çeviren hocalara inanmayın! Bir örnek: geleneksel din algısında insanlığın Adem-Havva’dan geldiği düşünülür. Ve Hucurat Suresi 13. ayette “Yemin olsun ki sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık…” ifadesi geçmektedir. Geleneksel din algısı bunu Adem ve Havva olarak yorumlar. Lakin, ayette “min zekerin ve unsâ” ifadesi geçmektedir. Eğer Adem ve Havva’dan bahsediyor olsaydı “el” takısı gelmesi gerekirdi(Şu şekilde: minne zekerin ve el unsâ). Bahsettiğimiz takı, İngilizce’deki “the” takısı gibidir. Eğer “el” takısı gelseydi, ayette bahsedilen o dişi ve erkeğin Adem ve eşi olduğunu anlayabilirdik(Kur’an’da Havva diye geçmez, Adem’in eşi olarak geçer). Fakat böyle geçmemektedir. Nitekim, Adem ve eşi de birlikte çoğalmamıştır! Evrimin de İslamla çelişmediğine dair yazımızı dilerseniz buradan okuyabilirsiniz(Detaylı bir yazıdır, uzundur).

 

Peki Kuran’ı anlamak için hangi metodlar gerekli? Kuran’ı doğru anlamak(ve dolayısıyla doğru uygulamak) için 3 tane temel metod vardır:

1. Elbette dil. Bu daha önce de bahsettiğimiz gibi klasik Arapça’dır. Klasik Arapça sözlükleri ve Zemahşeri gibi klasik Arapça tefsirleri kullanıldığında, bir Türk, Arapça bilmeden bile bu metoda kolaylıkla erişebilir. Yeter ki din hakkında kandırılmayacak kadar aklı olsun! Aşağıdaki kendi iddiamda da izah edeceğim üzere, bu metod klasik Arapça’dan hiç anlamayan birisi için bile geçerli olmaktadır.

2. Bir konu ile ilgili tüm ayetleri alarak konuya bakmalısınız. Bunun gerekliliği de Hud Suresi 1. ayette verilir. Örneğin savaş ayetlerinde çok çarptırma yapılmaktadır. Mesela sadece Tevbe Suresi 5. ayete bakarak kimileri “Kur’an kafirleri öldürün diyor, kötü bir kitap” demektedir. Lakin, Tevbe Suresi 1-2-3-4-5-6-7. ayetlere bakarsanız anlayacaksınız ki kafirler Müslümanlara savaş açmıştır ve Müslümanlar da karşılık vermektediler. Zaten, Tevbe Suresi 6-7. ayetlerde de “Savaşırken bozgunculuk yapmayın” ve “Barış isterlerse savaşta diretmeyin” gibi ifadeler geçmektedir. Yani, savaşın da bir adabı vardır. Ve, sadece bu suredeki savaş ayetlerine bakarak da olmaz. Diğer ayetlerede bakmalıyız. Direkt savaş hakkında olan ayetler Bakara Suresi’nde, Muhammed Suresi’nde, Nisa Suresi’nde, Hac Suresi’nde, Mumtehine Suresi’nde, Haşr Suresi’nde, Şura Suresi’nde, İsra Suresi’nde, Nahl Suresi’nde, Maide Suresi’nde geçmektedir. Kur’an’ın bütününe baktığınızda da görürsünüz ki, savaş açmak İslam’da yasaktır! Savaş açan kişi kafirdir. Ve savaş açan kişiye karşı savaşmak, yani nefis-i müdafaa caizdir(Şura Suresi 40-41-42. ayetlerini ve En’am Suresi 151. ayeti okuyunuz). Bir insanın öldürülmesi ise ancak bir kişi karşılığı veya bozgunculuk karşılığında olmaktadır(Hac Suresi 39. ayeti ve Maide Suresi 32. ayeti okuyunuz). Fakat, kişiyi öldürmeyi değil de affetmeyi ve barışa yönelik işler yapmayı esas almak daha hayırlıdır(İsra Suresi 33. ayeti ve Nahl Suresi 126. ayeti okuyunuz).

3. Mantık kullanmak. Bu metod birden fazla ayette yazmaktadır. Mesela Müminun suresinin 68. ayetinde ”Onlar Kuran’ı düşünmezler mi?” demektedir. Müminun Suresi 68. ayette kullanılan kelime “tedebbür”dür. Klasik Arapça’ya göre “tedebbür etmek” sıradan düşünmekten farklıdır. “Tedebbür etmek” derin düşünmek ve geniş düşünmek anlamlarına gelmektedir geliyor. Onun dışında, Kur’an’ı önyargısız ve kalıp yargısız okumak gereklidir. Bu da Sad Suresi 29. ayette yazmaktadır(Doğrusu bu ayette hem mantık metodu, hem de önyargısız ve kalıp yargısız okuma metodu vardır). Ayette “Onu sana indirdik ki, ayetleri derin derin düşünsüler ve temiz akıl sahipleri öğüt alabilsinler.” ifadesi geçmektedir. Bu da her şeyi net bir şekilde açıklıyor.

 

Bu yeni ateistlerin iddiası “Arap’dan daha mı iyi anlayacaksın? Onlar daha iyi anlar çünkü kendi dilleri.” iken, benim karşı iddiam “Kur’an’ı yalnızca Türkçe meallere bakan birisinin, klasik Arapça bilen birisinden daha iyi anlaması mümkündür.” Kısaca izah etmek gerekirse; eğer klasik Arapça bilen birisi ayetleri anlama konusunda mantığa ve diğer ayetlerle uyum konusuna bakmıyorsa bu durumda kesinlikle sorun çıkacaktır. Bunun yanı sıra sadece Türkçe meallere bakan birisi, meal eden hocaların iddialarına ve neye dayandıklarına bakarak Kur’an’ı çok daha iyi anlayabilir. Ve şunu unutmamalıyız, her şeyi paketçi düşünce içine almamalısınız! Yani, ben Richard Dawkins’in din konusundaki yorumlarına katılmıyorum ve bu konuda karşı iddialarım da var. Siz de bana karşı “Ya Richard Dawkins’in din hakkındaki düşüncelerini de seversin, ya da Richard Dawkins’i hiç sevmezsin.” gibi bir cümle kurarsanız, bu ne kadar mantıklı olur? Sonuçta Richard Dawkins farklı farklı alanlarda çalışmalar yapmaktadır. Dawkins’in din konusundaki yorumlarını irrasyonel bulurken(Tabii ki nedenlerini de vererek), bilim hakkındaki yorumlarını rasyonel bulabilirim(Tabii ki nedenlerini de vererek). Bunda bir çatışma ve sıkıntı yoktur! İşte, düşünceleri böyle paketler içine koymayın! Mesela, “Ya evrimi kabul edersin, ya da Kur’an’a inanırsın” gibi bir mantık da bunun aynısıdır. Nitekim, ülkemizde yapılan “Ya teröristler gibi hayır dersin, ya da milliyetçiler gibi evet dersin!” mantığı gibi… Sonuçta hayır diyen herkes terörist olmak zorunda değil ve kişinin hayır demek için iyi bir nedeni olabilir. Bu konudaki iddialarına bakmalıyız. Paketçi bir düşünce içine alarak, sorgulama işlemi yapılamaz! Günümüz Türk ateistlerinin en büyük sıkıntılarından birisi de budur.

 

Kaynak

[1] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=440235

[2] http://www.oecd.org/about/

[3] http://www.oecd360.org/turkey?utm_source=oecdorg&utm_medium=focusbox&utm_campaign=oecd360launch

[4] http://www.owlnet.rice.edu/~cainproj/courses/HowToReadSciArticle.pdf

[5] https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=8&ved=0ahUKEwi5rZrLluvTAhVFrRQKHSL0BC0QFghxMAc&url=http%3A%2F%2Fscu.edu.au%2Fteachinglearning%2Fdownload.php%3Fdoc_id%3D14402%26site_id%3D301%26file_ext%3D.pdf&usg=AFQjCNHifyTMFL70gU8nAC4N9X1-nJfOIw

Yazının bir kısmı Ateistlere Cevap adlı sayfadan alınmıştır, o sayfayı da takip etmenizi öneririz. Yazıdaki tüm ayetlerin mealleri Kur’an Meali adlı siteden alınmıştır. O sitede her ayet için 40 farklı meal ve ayetlerin Arapçasını da bulabilirsiniz.

Furkan

Temellendirilmiş bir inanışın dahi temelinde temellendirilmemiş bir inanış yatar. Dolayısıyla her şeyin yegâne ölçütü Tanrı olmalıdır.

You may also like...

1 Response

  1. Furkancan dedi ki:

    Yazılarınız çok iyi fakat daha uzun olmasını ve daha sık gelmesini isterim. Ayrıca islamı doğru şekilde yayma ve yanlışları ortadan kaldırma çabanız içinde teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir